Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 

Ye Çocuk Ye Dedim...

Çarşamba, 16 Ekim 2019 - (11:33)

Facebook da paylaş

Haber7 yazarı Ferman Karaçam, Barış Pınarı Harekatı'nda terörden arındırılan Tel-Abyad'ın köyünde, Tim Komutanı Denizhan Demirci'nin başından geçen bir hikayeyi, köşesine taşıdı.

Tel-Abyad'da Türk askerinin gözyaşlarına boğulmasına neden olan olayı Ferman Karaçam köşe yazısında anlattı.

İşte gözyaşlarına boğan o köşe yazısı:

Umut edelim ve dua edelim ki, bu bir yeniden diriliş harekâtıdır.

İngiliz ve Fransızların cetvelle çizdiği sınırlar üzerinde operasyon yapmak isteyen; Afganistan, Irak, Suriye, Yemen ve Libya’yı ufalayıp yere seren ve Mısır, BAE, Suud’a ise itaat zinciri vurarak emirlerine ram eden Amerika, Türkiye hedefinde duraklatıldı.

Türkiye, hedefte olduğunu gördü ve şartlar elverdiğince hatta şartları olabildiğince zorlayarak harekete geçti.

Büyük bir kararlılıkla, üzerinde son derece iyi çalışılmış diplomatik ataklarla ve en ince detaylarına kadar inilmiş somut istihbarat bilgileriyle operasyona hazırlandı.

Fransa başta olmak üzere, Avrupa ülkelerinin, bu operasyondan dolayı çırpınışları, şiddetle karşı çıkışları, Türkiye’nin sadece haklılığını değil, aynı zamanda emperyalist baronlara karşı tarihi bir adımın atıldığını ve bunun tarihi sonuçlarının da olacağını gösteriyor.

Bu anlamda; aşağıda alıntıladığım kısa yazı, uyuyan devin çocuklarının bile artık uyandığını, üzerine biçilen elbiseye sığmayacağını anlatıyor.

Çatışmanın içinden gelen ve içinizi derinden sızlatacak olan bu yazıyı Tel-Abyad’ın teröristlerden temizlenmesi sırasında tim komutanlığı yapan, Denizhan Demirci adındaki askerimiz yazmış.

“.......Köye yakın mevzilerde çatışma bitmişti.

Teröristler arkalarında silah ve mühimmat ne varsa bırakmış, köydeki ahalinin yiyecek ve içeceklerini de alarak iç bölgelere kaçmıştı.

Köye girdiğimizde çocuk ve kadınların ağırlıkta olduğu bir kalabalık güvenli olduğunu düşündükleri bir evde akıbetlerini hep birlikte beklerken kapıyı açtık.

Türkler geldi diye çocuk çığlıkları karşıladı bizi.

Uzatmayayım, hepsine kumanyamızdan dağıttık.

Belli ki örgüt halkın açlığını pek önemsememiş, onları, üzerlerine strateji kurgulanacak piyonlar olarak gördüklerinden, beslenmelerini pek dikkate almamışlardı.

Tüm çocuklar açlığın verdiği çaresizlikle verdiğimiz kumanyaları hızlıca yemeğe başlamıştı ki, gözüm kenarda oturan yay kaşlı, hafif çekik gözleri altında yüzü yaşından çok daha olgun görünen bir çocuğa takıldı alaca karanlıkta.

Bir şey yemiyor, kenarda sessizce oturuyordu.

Bu hali dikkatimi çekti.

Acaba karnı tok mu, diye geçirdim içimden.

Oğlum gözümün önüne geldi.

Yanına gidip adını sordum.

"Haydar Ali" dedi.

Sevmez misin verdiklerimizi dedim.

Severim dedi.

Neden yemiyorsun dedim.

12 yaşındaki çocuk, 12 sene düşünsem aklıma gelmez bir cevap verdi ki, önce benim, sonra tüm, timin gözlerinden yaşlar süzüldü.

"Siz Resulullah’ın ordususunuz.

Açlıktan ölüp Allah'ın huzuruna varsam, çocuğum, Allah bana hesap sormaz ama sizin kumanyanızı yersem ve siz bir karış geri kalsanız bunun vebalini ödeyemem.” dedi.

Ellerim titreyerek tuttum yanaklarını iki elimle.

Alnından hem öptüm, hem de kokladım.

Ye çocuk dedim, ye.

Ye büyü ki sen de bu orduya nefer ol.

Helal edin dedi.

Bütün tim sanki cenazede mevtaya hakkını helal eder gibi; "Helal olsun" diye haykırdı.

Haydar Ali’yi köyünde bırakıp intikale devam ederken artık hiçbirimiz o köye girerken ki askerler değildik.

Yola çıkarken içtiğimiz andı hatırladık.

O kadar gurur duyduk ki yaptığımız işle, yorgunluğumuzu bile unuttuk.

Dualarınızı eksik etmeyin.

Daha kurtarılacak Haydar Alilerimiz var.”

Kurtarılmayı bekleyen Haydar Alilerin yüreklerinde kabaran hasreti dindirecek olan bu yeniden diriliş harekâtının başarıya ulaşması ve artık parantezin dışına taşarak, sonsuz rahmete doğru tarihi adımları başlatmasını diliyoruz.

Elbette Ulusal ve Uluslararası siyaset-medya çevrelerinin, Akıncı, Tanrıkulu ve benzerlerinin bu operasyon üzerine salya sıçratacaklarını biliyoruz ama milli dayanışmanın da tavan yaptığını, içeride ve dışarıda ilerisi için önemli gelişmelerin yaşanacağını da görüyoruz.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Güncel' Kategorisinde Son 10 Yazı
   Zincirler Kırılsın Ayasofya Açılsın!
   Bakan Soylu'dan Saygı Öztürk'e Tepki: Namussuzluk
   Ayasofya İçin Danıştay Kararı Bekleniyor
   İstanbul’da Dünya Kudüs Günü Münasebetiyle Basın Açıklaması Düzenlendi
   Dünya Kudüs Günü Etkinliği Çağrısı
   Prof. Dr. Anıl Çeçen: Virüs Pastör ve Robert Koch Enstitüsü'nde yaratıldı ABD Vuan'a uçakla götürdü!
   Mehmet Görmez: Büyük Günahlar Güncellenmeli
   Fransız Mourad Ghazli: Avrupa'yı görseler Türkiye'ye şükrederler
   ABD'de Paran Yoksa Sokakta Ölüyorsun
   Usta: Konya Merkezli Vaka Yok Denilecek Kadar Az
   Kuşca Köyü Yardımlaşma Derneği Yeni Yönetim Seçimi Yapıldı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Müslüman İtalyan Kızın Hatırlattıkları
Mehmet Ali Tekin
Kirlettiler
Recep Öğütçü
Teşekkürü Hak Edenler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te